Mühendis
Group : Süper Moderatör
|
Mimarlık ve Beton
Betonun
inşaat sektöründe kullanılmaya başlanmasından itibaren çağdaş Avrupa
Mimarlığı’nın öncü mimarları bu malzeme ile yaratıcı çözümler sunmaya
başlamışlardır. August Perret’in 1900’lerin başında yaptığı ilk
betonarme apartmandan bu yana Modern Mimarlığın en önemli isimleri
betonu gerek taşıyıcı olarak gerekse bitirme malzemesi olarak
kullanmışlardır. Bu isimlerin en önemlisi ve üretkenlerinden biri ise
Le Corbusier’dir. Modern Mimarlık tarihinde çok önemli bir yer tutan
Villa Savoy Villası, Amerika’daki tek yapısı olan Carpenter Center,
Hindistan’ın Chandigarh eyaletindeki Meclis Binaları, Marsilya Blokları
ve pek çok diğer yapısı betonun ustaca kullanıldığı eserlerdir.
1940’lı
yıllarda Louis Kahn’ın hala dünyanın en güzel binalarından biri sayılan
Salk Enstitüsü ve Kimbell Sanat Müzesi’ni, Eero Saarinen, Pierre Luigi
Nervi, Felix Candela ve Oscar Niemeyer ise betonun plastik özelliğini
kullanarak güçlü ama bir o kadar da zarif yapılarını tasarlamışlardır.
Daha sonraki yıllarda I.M.Pei, Tadao Ando, Arata Izosaki, günümüze
doğru ise Santiago Calatrava, Herzog & de Meuron gibi mimarlar
betonun plastik ve estetik özelliklerinden akıllıca yararlanmayı
bilmişlerdir.
Yukarıda
sayılan isimlerin pek çoğu beton plastik özelliğinin vurgulandığı
sadece dik açılarla sınırlı olmayan yapıları mimarlık tarihine
kazandırmışlardır. Beton bir yapı malzemesi olarak kullanılmasaydı,
yukarıda sayılan pek çok mimar tasarımlarını özgürce
gerçekleştiremeyecekti. Dünya mimarlık tarihine geçmiş pek çok yapı hem
betonun plastik özelliğinin, hem de masif ama etkili görüntüsünün
vurgulanması nedeni ile takdir görmektedir. Modern Mimarlığın özünde
yer alan mekansal iç-dış bütünlüğü prensibi malzeme seçiminde de önem
arz eder. Dolayısı ile pek çok saygın mimar kaplama yerine malzemelerin
kendi doku ve renklerini öne çıkarmayı, kaplama yapılacak ise de
kaplama malzemesinin özelliğinin vurgulanmasını tercih etmiştir. kaynak:www.thbb.org
|